
Türkiye, hızla değişmekte olan, deyim yerindeyse “kabuğunu kırmakta olan” bir ülkedir. Yirminci yüzyılı önemli ölçüde boşa harcamış, yaşadığı travmalar sonucu önündeki fırsatları değerlendirememiş, askeri darbelerle ciddi savrulmalar yaşamış, kendi insan kaynaklarını kendi eliyle verimsizleştirmiş bir ülke olarak, dünyaya ayak uydurabilmesi için hızlı adımlarla ilerlemesi gereken bir konumdadır. Bu ihtiyacın farkına vardığını işaret eder biçimde Türkiye, 1980’li yıllarda Özal tarafından atılan temellerin üzerinde, 2000’li yıllarda hızla toparlanmaya, makro dengelerini iyileştirmeye, hızlı bir biçimde büyümeye başlamıştır. Bu yürüyüşün sürdürülebilirliği ve Türkiye’nin istikrarlı ve itibarlı bir dünya devleti olabilmesi, bir yandan devletin halkıyla, ülkenin komşularıyla barışması yönünde atılan adımların devam etmesine, bir yandan da Türkiye’yi yarınlara taşıyacak nitelikli insan gücünü yetiştirebilmesine bağlıdır.
Haberin Devamı